Tuğçe Tuna – Koreografi ve Mekan: ‘EN KÖTÜ İŞ’

unnamed

Çarşamba Seminerleri’nde 3 Mayıs’ta #görseliletişim temasıyla Tuğçe Tuna’yı konuk ediyoruz. Tuğçe Tuna; Çağdaş dans ve performans sanatçısı, koreograf, yönetmen, hareket ve dans terapisti. Varoluşla olan iletişimini beden, hareket ve dans üzerinden kuran sanatçı; 1993’den beri ulusal ve uluslararası festival, organizasyon ve akademilerde; dans sanatçısı, koreograflığı, çağdaş dans ve güncel hareket teknikleri eğitmenliği ile yer almaktadır. Tuna, başta SEAD Salzburg (2002-2015 misafir eğitmen), Viyana Konservatuvarı, Köln HZT olmak üzere uluslararası platformlarda çalışmalarını sürdürmektedir. 1993’de beden bilimi ve psikosomatik çalışmalara yönelen sanatçı, dansın ve hareketin terapötik etkisini, kinestetik zeka ve farkındalık çalışmalarını uluslararası platformlarda, farklı yaş ve sosyal sınıf gruplarıyla paylaşmaktadır. Sanatta Yeterlik çalışmasını; Beden ve Mekan İlişkisi üzerine, yüksek lisans çalışmasını da Dansta Dış Mekan Kullanımı üzerine gerçekleştirmiştir. 2001 yılından itibaren bağımsız üretim politikasını, eserleri ve projeleriyle uluslararası platformlarda sunmaya başlayan sanatçının bu bağlamda çok sayıda eseri bulunmakta; 2001’den beri farklı fiziksel özelliklere sahip kişilerle sürdürülen FARKLI BEDENLERLE DANS projesi halen gösteri ve atölyelerini de sürdürmektedir. Sanatçı, ‘bedeni; yaşanılan kişinin kendi politikasını sürdürdüğü aracı bir alan’ olarak değerlendirmektedir. Doç. Tuğçe Tuna halen MSGSÜ, İstanbul Devlet Konservatuvarı, Çağdaş Dans ASD. başkanı olarak çalışmalarına devam etmektedir. Konuğumuzun “Koreografi ve Mekan: ‘EN KÖTÜ İŞ.’” başlıklı sunuşunun tanıtım metninden:

“Türkiye’de çalışan, yaşayan ve son 2002 den bu yana özellikle mekanlara ait (mekan-spesifik) gösteri üreten bir koreograf olarak bu buluşma da; mekanlarda gerçekleştirdiğim sanatsal üretim ve süreç deneyimlerimi paylaşmayı, 2017’ de TMMOB tarafından onurlandırılan EN KÖTÜ İŞ. eserimin genel yapısı, mekan ilişkisine odaklanmayı planlıyorum.

Kinestetik hafıza ve beden farkındalığı içerikli atölyem ‘İçinde Yaşadığım Mekan: Beden’ tohumlarını 1995’de TMMOB-Kantara Kalesi yaz kampında attı. Türkiyeli mimarlık öğrencilerine, içinde yaşadıkları mekanı (beden) tanıştırmak istemiş; Fonksiyonel Anatomi ve Doğaçlama; zaman, seviye, yön ve beden mekan ilişkisi- çalışmalarıyla kampı bitirmiştik. Beden ve mimari ilişkisini profesyonel dans ve performans sanatçısı olarak ilk deneyimlediğim eser ise, koreograf Aydın Teker’in 1993’de sahne dışı mekanlarda üretilen ve sunulan Antwerp Sanat Festival’i kapsamında Belçika’da gerçekleştirdiğimiz ‘Aulos IV’ eseri olmuştu.

Koreograf ve dans sanatçısı olarak beden-mekan-mimari-alan kavramları halen sanatsal üretimime yön ve ilham vermekte. Eserin nerede, nasıl sunulduğu ve oluşturulduğu benim için sanatsal üretim sürecinin en önemli dinamiğini oluşturuyor.

Eser alanının kimliği, mimari yapısı, hafızası, sosyo-kültürel ve politik yapısı, seyirci ile ‘sahne’ arasındaki görünmez duvarın yok edilmesi, seyirciyi de bir nevi tanık, paylaşımcı olarak performansın bir parçası yapması, mekanın dönüştürülmesi bana çok ilham veriyor.

Sanatı ve sunumunu belirlenmiş, sadece batı kültürüne göre çerçevelendirilmiş yapıların içlerinde değil (İtalyan Sahne vb.) yaşamın her alanında sunulabileceği, paylaşılabileceği fikriyle çalışıyorum.”

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir