Latife Akyüz – Devletin Kıyısında Yaşamak: Türkiye-Gürcistan Sınırında Ekonomi, Etnisite ve Toplumsal Cinsiyetin Kesişimleri

unnamed

Latife Akyüz, doktorasını 2013 yılında “Etnicity and Gender Dynamics of Living on Borderlands: The Case of Turkey-Georgia Border” başlıklı teziyle ODTÜ’den almıştır. Indiana University (ABD), Binghamton University (ABD) ve University of Liege (Belçika)’da farklı dönemlerde Misafir Öğretim Görevlisi olarak bulunmuştur. Sınır bölgelerinde yaşayan etnik gruplar ve toplumsal cinsiyet alanında çalışmalarına devam etmektedir. Toplum ve Bilim dergisinin “Sınırlar ve Türkiye’de Sınır Çalışmaları” özel sayısının editörlerinden biridir. Kampüssüzler Ders Ortakları’nın (@toplumicinaka) parçası olan Latife Akyüz’ün “Devletin Kıyısında Yaşamak: Türkiye-Gürcistan Sınırında Ekonomi, Etnisite ve Toplumsal Cinsiyetin Kesişimleri” başlıklı sunuşunun tanıtım metninden:

“Sınırlar kim için ve neden çizilir? Kimi, neyi, kimlerden ve nelerden korumak için belirlenir? Ne için başlangıç, ne için sondurlar? Ve bu fiziksel gerçekliklerinin sembolik izdüşümleri nelerdir? Tüm bu sorular sınır araştırmacıları tarafından uzun yıllardır farklı biçimlerde soruluyor ve cevapları aranıyor. Ben bu soruların cevabını Türkiye-Gürcistan sınırında aradım. Bu soruların bazıları tüm sınırlar için geçerli olacak bir takım açıklamalara sahipken, kimileri her sınır bölgesinde başka bir gerçekliğe tekabül eder. Sınırların çatışmalı ya da çatışmasız olması, karşı taraftaki devletle olan politik ve ekonomik ilişkiler, sınırın iki yakasındaki sınır insanlarının etnik ve tarihsel ilişkileri verilecek cevapları değiştirecektir. Bu çalışmaya konu olan sınır, Türkiye’nin İran, Irak ya da Suriye sınırından farklı olarak çok uzun yıllar kapalı kalmış, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeniden açılmış ve açıldığı günden beridir askeri çatışmalara konu olmadan, kapıdan yapılan ticaret üzerinden gündeme gelmiş bir sınır.

Sınırların çatışmalı ya da çatışmasız olması, sınırın diğer tarafıyla ilişkiler sınır insanlarının zihninde ve toplumsal hafızasında bir “sınır tahayyülü” oluşturur. Türkiye’nin sınırlarında da, sınırdaş olunan devlet(ler)e, bu devlet(ler)le kurulan ekonomik ve politik ilişkilere, sınırın iki tarafındaki etnik bileşenlere, ekonomik ilişkilenmeler ve kültürel benzeşme ve farklılaşmalara göre sınırların sınır insanların zihinlerinde ve toplumsal hafızadaki yer buluşlarında farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bu anlatıda bu farklılıkların Türkiye-Gürcistan sınırı örneğinde nasıl tezahür ettiğine bakılacaktır.”

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir