Ferda Çağlayan – Öyküleriyle İstanbul’un Heykelleri, Duvar Resimleri ve Kamusal Alanda Sanat

f1c3543e-0827-4ad7-9602-5337c9c03006

“8500 yıllık tarihiyle dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul bugün dev bir şantiye görünümünde. İstanbul eşsiz tarihsel birikimine büyük bir basınç uygulayarak çılgınca, büyüyor. Dikey, yatay, ölçeksiz ve sınırsızca. Sanki yapılar değil, rantın egemenliği inşa ediliyor. Kent, medeniyetin göstergesi olan boşluklarını yitiriyor. Tarihsel dokuya, insana, ve doğaya tezat kimliksiz mimari, İstanbul’u istila ediyor. Yaşam alanlarını, meydanları, parkları, bulvarları, kavşakları, kemirerek daraltıyor. Kentlilerin; bu kararlarda söz hakkı olmadığı gibi, düşünme ve yaşama biçimlerine müdahale eden otoriter, antidemokratik bir dayatma ile de karşı karşıyalar. Çağdaş kent anlayışının, kent estetiğinin bir unsuru ve tamamlayıcısı olan ve yaşama değer katan sanat ürünlerine ise bu kentin kamusal alanlarında ve mekânlarında pek yer verildiği söylenemez. Kent-sanat ilişkisinde sanat bir ihtiyaç olarak görülmediği gibi, bu bağlamda (Devlet ve yerel yönetimlerin) sanat politikalarından da söz etmek pek mümkün değil.

İstanbul’un kamusal alanlarında ve mekânlarında, mimaride çeşitli biçimlerde yer bulmuş, sınırlı sayıdaki yapıtların önemli bir kısmı ise hem nicelik ve nitelik olarak, hem de konumlanış biçimiyle tartışmalı. Birçok yapıt vandalların saldırısı sonucu zarar görüyor, yok ediliyor. Kalanlar ise kaderine terk edilmiş ve bakımsız durumda. Genel manzara pek iç açıcı değil.

Kentle ve kentliyle doğru ilişki kuran sanat ürünlerini var edecek ve sanatı sıkıştığı galeri mekânlarından çıkarıp halkla buluşturacak projelere ihtiyaç var. İstanbul’un sanatla ilişkisini, bu negatif manzarayı oluşturan olguları tüm bağıntılarıyla ele almadan, sorgulamadan kente yeni ürünler eklemek ne kadar katkı sağlar ve amaca hizmet eder? Bunun kapsamlı bir şekilde tartışılması gerekiyor.”

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir