Neşe Özgen “Türkiye-Irak-Suriye Sınırı: Tekinsiz Bir Alan Olarak Sınırın Belirleyiciliği”

CS_AFIS_WEB-05

 

Çarşamba semineri sonrası Neşe Özgen’in kendi dilinden:

“Sevgili dostlar: Dün MSGSÜ Çarşamba Seminerlerine konuk oldum. Genel olarak sınır ve sınırın mitleştirilmesi üzerine konuştum. Ki zaten bildiğiniz ve üzerine hayli zamandır yazıp çizdiğimiz konular.

Ama dün bu yazılarımdan biraz farklı olarak Sınırın tekinsizliği ve asıl olarak Türkiye’nin kendi sınırını belirsizleştirmesinin tüm ülkeyi sınır statüsüne geçirdiğini, ülkenin tümünün tampon bölge statüsüne geçtiğini vurgulayarak başladım: Babil metaforu ile Kuruluş metaforunun hala çalışmakta olduğunu ve modern mitoslardan kurtulmadan ve yeni bir ideolojik zemin yaratmadan sadece ‘sınırlar kalksın’ demenin aslında sadece milletin ve vatanın ulusçu yeniden kuruluşunu sağladığını söylemeye çalıştım.

Kısa not: Babil bildiğiniz üzere yedi katlı ziggurat’ın tam ortasında yer aldığı efsane verimli bahçeleriyle bir Mezopotamya kenti kuruluş efsanesi. Nuh efsanesinin devamı olarak toprağa yerleşmenin kutsandığı, kentliliğin tarımın ve verimliliğin onaylanıp, kutsandığı önemli bir efsane: Buna göre Babil’i kuşatan iki düşman güç: (Dicle ve Fırat-azgın ve arkaik düşman sular) yilda iki kez kente ve toprağına saldırır: Zigurrat kentsel mimaride yuvarlak (doğa taklitçisi) dörtgen mimariye (doğayla savaşan modern) geçişi simgeler. 7 katlı olması, kutsal bütün arkaik mitlerin sahiplenildiğini (7 sayısının uğuru) ve bahçeleri de cennet mitosunun sahiplenildiğini, tarımın yüceltilişini simgeler. Rojava yeni Babil’dir: Onu tehdit eden iki azgın arkaik düşman ise, TC ve İŞİD’dir. Babil’i azgın sulardan kurtaran ise Marduk’tur. Tanrı Marduk gelir ve azgın ve düşmanı= suları (IŞİD ve TC) yatıştırır, onları yener, kenti, geometriyi, düzeni ve tarımın bereketini geri alır. Babil 7 katlıdır: İçide tüm dünyanın dilleri barınır. Tıpkı Rojava anayasası gibi.
Bence bu mitosun şimdiki kullanılışı çok başarılı: Mitosun yeniden üretiminde Yunan Mitolojisini çok iyi bilen ve Avrupa değerlerine uygunluğunu çok iyi anlatan; son derece dikkatli bir ideolojik yapılanma var. Bu nedenle kendisini Avrupa’nın modern değerlerine çok iyi tanıtabiliyor ve saygınlık görüyor.

Ancak son derece tehlikeli bir zemin bu: Zira IŞİD karşısına Kuruluş mitosunu koyuyor bunun: Kuruluş mitosu ise bildiğiniz üzere Hacer-ül Esved’e geri dönüş: DAİŞ, Hacer-ül Esved’i yeniden ortaya çıkaracağını ilan etti: Yani ‘yönetilen dayanışmaya’ geri dönüşü (Ömer adaleti), cemaatçi yapılanmanın kutsanmasını, toprağa ilk yerleşmenin onaylanmasını kendisinin sahiplendiğini iddia ediyor. Kabe’ye yapılmış olan üst örtüyü ve İslami binalandırmayı yıkarak, kendisinin KaraTAŞ’In tek ve gerçek sahibi olduğunu, yani ilk halifenin kendisi olduğunu iddia ederek yapıyor bunu. Aynı zamanda Müslümanlığın son ve gerçek din değil, aksine ilk ve gerçek din olduğu iddiasını öne sürüyor. Yani İbrahim’in ve İsmail’in TAŞ’ını kendisinin sahiplendiğini ve yeni cemaatin de bunun taşiyicisi olacağını iddia ediyor. Ve elbette bu mitos da sunni İslam’da ve hatta Arap-Yahudi bileşimde de kendisine meşrulaştırıcı hayli yer buluyor.

Yeni zamanın hala eneski mitosları sahiplenerek kendisini kurması ne kadar hayal kırıklığı veriyor. Bu iki mitos; ‘moderne karşı gerici olan’ ile “küffara karşı itaate çokuşan” karşıtlığına doğru yeni bir ideolojiyi yaratmanın kaçınılmaz olduğunu biliyoruz. Yoksa tarih tekerrür edecek.

Sınır meselesine buradan girdim. Toprağın yer’leşmesi, toprak mülkiyetinin onaylanması ve bu onayların birbirine karşıtmış gibi görünen ama ikisi de mülkiyeti ve toprağın ve doğanın insan eliyle terbiyelenmesinin, ve elbette üretimin yönetim biçimlerinin kutsandığı bu iki mitosla başlaması üzerine.

Dolayısıyla Rojava da dahil, KÖH’nin iktisadi dönüşümü yaratmaksızın, sadece siyaset ve yönetim devrimleriyle hareket etmesinin imkansızlığını artık görmek gerekiyor. Ve bunun aciliyetini de görmek ve vurgulamak gerekiyor.

Hep dediğim gibi, bizim yeni ideolojiye dair çok yazmamız, çok söylememiz, çok metin ve tartışma üretmemiz gerekiyor.
Şimdilik böyle.”     

Neşe Özgen

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir